« Önceki |

27/8/2008

Mevlevi Nefes

son mevlevi ayininden bu nefes
bu mücerret ah nöbeti.
ülfetin kitabesine yazıyorum
sabrın terazisine son harf..
omuzlarına ağır gelecek,
bu müphem,bu tecessüs hırkası..
sen başını gömdüğün kumlara güven
benim ellerim biteviye maharet..
ey korku! boşalt eteğindeki taşları
kutsi nefeslere yer aç..
beni ayakta tutan,
işte avazımda bir tutam serencam..
nasılda uzviyetime sinmiş nisyan
sana dokunan yanına bakma sakın
oynadığım bu son tuluat..
nefesimde billurdan,
son mevlevi ayininden bu heves..                

13/5/2008

Düş Ressamı

dünyanın hangi diliyle şarkılar söylerdim, şimdi çoktan unuttum.


Tek mevsimin elbisesi var üstümde, nefesimi tıkıyor bu eskiyen kokusu.

Sokaklar yıkılıyor şenlik ateşlerinden, bense: Bir ağıtı bölüştürüp eşyalara, en büyük parçayı kendime alıyorum.


Enkazları duruyor denizlerimin hüzünden küf tutmuş enkazlar. Çok oldu yüz çevireli onlardan, dünyayı oluruna bırakalı çok oldu. Heves ettiğim memleketlere düşmez oldu yolum. Yine de zorlamıyorum hiçbir şeyi, tutup yüzleri çevirmiyorum kendime. İçimi görmekten korkarken fotoğraf çektiremiyorum.

 

Deli bir rüzgar dönüyor başımda. Korkumu biliyor sanki, bileğimde soğuk bir demir hissi kıpırdayamıyorum… İşte karşısındayım.. Hayalle gerçeğin koştuğu yolda..

Bir düşün karşısında akıyor, çizilesi desenlerim;


Saçlarımı çiziyor önce bütün geceler dökülüyor ayak uçlarıma. Yürüdüğümüz yollar diziliyor, metre metre uzuyor. Suskunluğumuz haykırıyor en çok. En çok yuttuğum kelimeler acı veriyor.


Ellerimi çiziyor sonra… Birer buzdağına benzetiyor onları… Bir ucu senin, bir ucu benim kalbimde, üşüyorum..


Ayaklarımı tedirgin, cesaretimi korkak, vicdanımı sessiz çiziyor.
Üstüme bir bahar elbisesi çiziyor, küf kokulu bir gurbetten kalma, tenime yapışmış sanki, yıllardır hiç çıkmamış.


Gözlerimi sona bırakıyor, son darbe öldürücü olsun diye…

Siyah denizler var gözlerimde. Öyle sakin,dingin, tanıdık ve acemi… Bazen soğuk, bazen sıcak,gölgeli… Sonsuz bir uçurum çiziyor ıssız ve korkulu. Hiç uğrayanı yok gibi kaygılı, soluksuz kanat çırpan bir kuş… Yolu uzun, yorgun.


Aynı renkte binlerce çiçek çiziyor. Asık suratlı gecelere birer yıldız. Sızlayan şifasız yaralar, dermansız dertler gibi… Bir yas, bir ayrılık…
Siyah bir deniz…


Bir ağıt en koyusundan…


Vuslat elbisesi giymiş deli bir hasret çiziyor gözlerime…

 

Yani seni çiziyor!

12/2/2008

Zahiri Masal

zahiri okunmuş masaldan
pay için,
kağıdın parlak yüzüne sarılmış
ruhunu istedi çingene
ince,derinden işlenmiş
uzlet yakasını kaldırdı
sır evrenin tanığı
elinin tersiyle sildiği
ebedi ülkenin buharı


boşluğa atılan her adım
kutsal bir adakla bağlandı
yankısına yaslanan sırtında
müstehzi bir hal..
kağıdın parlak yüzünde
zahiriden bir pay.

24/1/2008

Düş kamburu

kalenin burçlarında ağarıyor

fethedilmiş hüsran

senin için matem..

uykuya başkaldıran nöbet

seherde yaprak yaprak açılan

 sana firkat..

bencilliğe eş tutulan fedakarlık

erkenden bağıra çağıra

körelen gece

sen dargın..

kanatlarında yüzyıllık uykuyla

süzülen kuşlar

sorgusuz dizüstü düşen

başının üstünde seni koruyan rüzgar

sen buz tutmuş inat..

ayaklarını yere vura vura

saf tutan düşler

düş yorgunu bir kambur gibi sızlayan

uykunun canına el değmemiş

senin için rüya..

kalenin surlarında ağaran

sana ziyan..

sen sultana fethedilmemiş hüsran

 

7/12/2007

Yesari bir ad

kendi öfkesinde ebedi misafir

son nefesine hevesli

son nefesine muktedir

yesari bir ad bu

konuldugu gün meçhul

sesinde gizli sabah

agırlıgınca titiz,

ağırlığınca sabah.

kaybolmak için değil,

bulunmak için münzevi

 

gittiğinde ardında kalan

bu kırk yamalı dikkat

herşeyde hevesi kalır gibi pürdikkat

susuzluktan çatladı damarlar

köklerini suda boğarken ağaç

yesari bir ad bu

münzeviliği kadar

 

her sabah yeniden sızlıyor

ifşasına ram olduğu sırlar

elden cıkarılmış artık

medet umulan korkular

yesari bir ad bu

konulduğu güne tezat

öfkesindeki münzeviliğe inat.

 

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı